mehmet eroğlu yüz:1981
Ona aşık olmaktan korktum ve özenle kaçındım bundan; açıkça, saklandım. Korkuma kaynaklık eden iki önemli neden vardı; Önce onunla aşık bir ikili oluşturacak "çift"lik, kişiliğimin bu benliğin içinde eriyip gitmesi demek olacaktı. (üstelik onun bu yeni benliği, beğenmediği kişilik özelliklerini dışarıda bırakarak istediği biçimde oluşturacağını ancak aptallar fark etmezdi) Sonra, korkuyordum; korkmakta da haklıydım. O, elde edilmesinden çok korunması zor ve riskli bir hazineye benziyordu. Yani onun gibi değerli bir varlığı, kendi varlığımı tehlikeye koymadan korumam olanaksızdı.
- O ondan önce tanıdığım kişileri gerçekliklerden koparıp silmiş; onları soluk birer hayalete dönüştürmüştü. Oysa onun kendisi de bir hayaldi; çünkü o hayal edebileceğim birine en yakın canlıydı.
...
" bana bu kadar uzun dayanabileceğini hiç düşünmemiştim, biliyor musun?
bu soru üzerine iki hafta geçmişti ki oldukça garip bir şey oldu.Onun elinde tutsak olduğumu fark ettim. Bu aşık olmak kadar korkutmadı. yine de biraz tedirgin oldum. Ona gelince o kendinden emindi. alışmayı, alışkanlığı önemsemiyordu. Bunun kölelliğe açılan geniş bir kapı olduğunu anlaması için bir kaç ay daha gerekecekti. Tanışmamızın üzerinden tam bir yıl sonra oldukça garip bir durumun içinde bulduk birbirimizi; ikimizde zafer kazanmadan, ama yenilgiye de uğramadan birbirimize tutsak olmuş ve birbirimizi tutsak etmiştik.
Sadakat mi? bu seçenekleri sınırlı olan insanlarda bulunan bir erdemdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder